Hayatımızdaki en büyük ve en sınırlayıcı yanılgılardan biri, kendimizi tamamlanmış bir proje olarak görmektir. Çoğu zaman şu cümleyi kurarız veya duyarız: "Ben böyleyim, yapım bu."
Sanki karakterimiz taştan oyulmuş, artık şekil değiştiremeyecek katı bir heykel; davranışlarımız da o heykelin yere düşen değişmez gölgesiymiş gibi düşünürüz.
- "Sinirli biriyim, o yüzden bağırıyorum."
- "Çekingenim, o yüzden adım atamıyorum."
Bu cümleler, sorumluluğu "karakter" adı altında sabitleyip, değişimi imkansız kılar. Oysa modern psikoloji ve nörobilim bize çok daha heyecan verici bir gerçeği fısıldıyor: Davranış (eylem); sadece geçmişin bir sonucu değil, aynı zamanda geleceğin mimarıdır.
Değişim; andaki yeni bilgiyi, bilinçli tutumu ve yeni davranışı seçerek başlar. Peki, bu mekanizma zihnimizde nasıl işler?
1. Eskinin Tuzağı: Neden Sürekli Aynı Hataları Tekrarlıyoruz?
Zihnimiz, doğası gereği enerji tasarrufu yapmaya programlıdır. Yıllar içinde inançlarımız, travmalarımız ve deneyimlerimizle beynimizde "yerleşik yapılar" (sinir ağları) oluştururuz. Bunlar bizim otomatik pilotumuzdur.
Beynimiz, tanıdık olanı sever. Eğer bir olay karşısında sürekli öfkeleniyorsanız, beyninizdeki "öfke otobanı" çok geniş ve asfaltlanmış demektir. Her tetiklendiğinizde, eski ezberinizle (öfke, kaçış, erteleme) tepki verirseniz, o kalın "Geri Besleme" okunu çalıştırırsınız.
Bu şu anlama gelir: Eski yapıyı beslediniz, duvarlarını bir kat daha kalınlaştırdınız. Bir sonraki sefer, o davranışı sergilemek sizin için artık daha da kolaylaşacak. Kısır döngü işte tam olarak budur.
2. Kırılma Anı: Yeni Bilgi ve Bilinçli Seçim
Bu zinciri kıracak olan güç, **"Farkındalık Anı"**dır.
Hayat, uyaran ve tepki arasında akar. Çoğu insan uyaran geldiği anda (biri size bağırdığında) hiç düşünmeden tepki verir (siz de bağırırsınız). Ancak değişim, hissettiğiniz gibi davranmayı reddettiğiniz o kısacık "es" anında başlar.
Zinciri kıran şey, yeni bilgidir.
İçinizden bağırmak gelirken (Eski Yapı),
Durup derin bir nefes almayı ve sakin kalmayı seçtiğinizde (Yeni Eylem);
Sadece o anı kurtarmazsınız. Beyninizin fiziksel yapısına, kimyasına müdahale edersiniz. Otomatik pilottan çıkıp, manuel kontrole geçersiniz.
3. Geleceğin İnşası: Eylem, Yapının Sebebi ve Sonucudur
İşte işin sihri buradadır: Çoğumuz değişmek için önce "hissetmeyi" bekleriz. "Önce sakinleşeyim, sonra sakin davranırım" deriz. Ancak sistem tersten de çalışır.
Siz henüz "sakin biri" olmasanız bile, "sakin biri gibi" davrandığınızda, beyin yeni nöral yollar (patikalar) oluşturmaya başlar.
Yeni bir davranış sergilemek, balta girmemiş bir ormanda yürümeye benzer. İlk başta zordur, dikenler batar, yol belirsizdir. Emek ister. Ama siz o yeni yoldan (yeni davranıştan) yürümekte ısrar ettikçe, oradaki otlar ezilir, patika belirginleşir ve zamanla geniş bir yola dönüşür.
Sonunda bir bakarsınız ki; o taklit ettiğiniz veya zorlanarak yaptığınız davranış, sizin "yeni karakteriniz" olmuş.
Sonuç: Mimar Sensin, Malzemen İse "An"daki Seçimin
Tutum ve davranışlarımız çift yönlü çalışır. Andaki seçim; hem geçmişin bir sonucudur hem de geleceğin sebebidir.
Bu nedenle, hayatın akışı içinde zorlandığınız, eski alışkanlıklarınızın sizi sıkıştırdığı o anlarda durun. O anın, sadece sıradan bir zaman dilimi olmadığını, bir "inşaat alanı" olduğunu hatırlayın ve kendinize şu soruyu sorun:
"Şu an verdiğim bu tepkiyle, yıkmak istediğim eski binayı mı tamir ediyorum; yoksa yaşamak istediğim yeni binanın temelini mi atıyorum?"
Unutmayın; zihninizin mimarı sizsiniz. Her davranışınız, gelecekteki benliğinize attığınız bir oydur.
Dr. Abdurrahman Subaş
Eğitim ve Yönetim Bilimci